1) Konum — tarif değil, referans noktası
"Aydın çıkışından biraz sonra" gibi bir tarif pratikte kaybedilen dakikalar demektir. En kesin yöntem telefonunuzun harita uygulamasından konum paylaşmaktır; WhatsApp üzerinden saniyeler içinde gönderebilirsiniz. Bu mümkün değilse şu üç referanstan en az birini verin: en son geçtiğiniz kilometre tabelası, en yakın kavşak, gişe veya köprü adı, ya da en yakın benzin istasyonu/tesis adı. Otoyol ve bölünmüş yollarda ayrıca hangi yöne gittiğinizi mutlaka söyleyin — yanlış yöne çıkan bir aracın dönüşü kilometrelerce ileriden yapılır ve bu doğrudan bekleme sürenize yansır. Konumun kesinliği, çekicinin hızından daha çok fark yaratır.
2) Marka ve model — hangi çekim yöntemi gerektiğini belirler
Marka ve model tek başına birçok soruyu peşinen yanıtlar: aracın vites tipi, çekiş yapısı, akünün nerede olduğu, elektronik park freni bulunup bulunmadığı ve yerden yüksekliği. Örneğin akünün bagajda olduğu bir modelde takviye motor bölmesindeki ayrı kutuptan yapılır; bunu araç başında keşfetmek yerine yola çıkarken bilmek daha iyidir. Model yılı da faydalıdır, çünkü aynı modelin farklı nesilleri arasında park freni ve şanzıman yapısı değişebilir. Bu bilgiyi vermek size hiçbir şeye mal olmaz ama bize doğru ekipmanı ve doğru hazırlığı seçtirir.
3) Vites tipi — otomatik mi, manuel mi?
Bu, çekim yöntemini belirleyen en kritik tek bilgidir. Otomatik, DSG, S tronic, EDC, PowerShift veya CVT şanzımanlı bir araçta tahrik tekerlekleri yerde dönerek çekim yapılamaz: şanzımanın yağ pompası motora bağlıdır, motor durunca basınç kalmaz ve iç parçalar yağlamasız çalışır. Bu araçlarda doğru yöntem platformlu (flatbed) çekicidir. Manuel şanzımanlı, önden çekişli bir araçta esneklik daha fazladır ama doğru bağlama yine şarttır. Bizim iki çekicimiz de platformludur; yine de vites tipini bilmek, aracın nasıl yükleneceğini ve nereden bağlanacağını önceden planlamamızı sağlar.
4) Çekiş tipi — 4x4 / AWD mi?
Dört çeker araçlarda ön ve arka aks transfer kutusu ve kardan mili üzerinden birbirine bağlıdır. Bu yüzden iki tekerleği havaya alıp diğer ikisini yolda çekmek, aktarma organlarını yağlamasız ve hız farkı altında çalıştırır. Dört çeker bir araçta dört tekerleğin de yerden kesilmesi gerekir. Aracınızın dört çeker olup olmadığından emin değilseniz marka ve modeli söylemeniz yeterlidir; arka bagajda AWD, 4x4, 4MATIC, quattro veya xDrive gibi bir yazı varsa bunu belirtmeniz de işimizi kolaylaştırır. Bu bilgi, hem hangi ekipmanla geleceğimizi hem yükleme planını belirler.
5) Tekerlekler serbestçe dönüyor mu?
Bu, çoğu sürücünün aklına gelmeyen ama en belirleyici sorulardan biridir. Bir tekerlek kaza sonrası kilitlenmişse, fren kaliperi sıkışmışsa, çamurluk içeri girip lastiğe sürtüyorsa veya elektronik park freni açılamıyorsa araç tekerlek üstünde hiç hareket edemez. Bu durumda kancalı çekim aracı iyileştirmez, tahrip eder. Ayrıca vites kolunun N konumuna alınıp alınamadığı da önemlidir: akü tamamen bittiğinde çoğu otomatik araçta vites P'de elektronik olarak kilitli kalır. Aracın etrafında hızlıca dolaşıp "dört tekerlek de dönüyor mu, biri sürtüyor mu" diye bakmanız yeterli — bu on saniyelik gözlem, doğru ekipmanla gelmemizi sağlar.
6) Araç nerede duruyor?
Aracın bulunduğu yer, çekicinin ona ulaşıp ulaşamayacağını belirler. Kapalı otopark girişleri platformlu çekicilerin yüksekliği için genellikle uygun değildir; bu durumda önce aracın çıkışa taşınması gerekir. Dar sokak, park halindeki araçlar arasına sıkışmış konum, şarampol, tarla yolu, yumuşak zemin veya eğimli rampa — bunların her biri farklı bir hazırlık ister. Otoyolda ise emniyet şeridinin genişliği ve trafiğin yoğunluğu belirleyicidir. Aradığınızda kısa bir cümleyle çevreyi tarif etmeniz ("kapalı otopark, giriş alçak" / "emniyet şeridi, ağır trafik" / "toprak yol, araç sağa yatmış") bize gitmeden önce doğru planı yaptırır.